| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
AramaArşivSon Eklenen VideolarEn Çok Okunan Yazılar
|
Teneke Trampet RöportajıEvet Obi Dergi okuyucuları. Bu röportajımızda Teneke Trampet ile birlikteyiz. Teneke Trampet’ten Oğuz Bey,sorularımızı cevapladı. İsterseniz şimdi birçok festivalde yer almış, olaylara karşı net duruşu ile kendini farkettiren, Teneke Trampet adlı grubu tanımaya başlayalım.
ObiDergi ekibine kahve ısmarlamak ister misiniz? :)Etiket teneke trampet müzik röportaj
Teneke Trampet'in ilk anlarından itibaren şekillenmesinden bahseder misiniz? Eleman değişimlerinden, Teneke Trampet’in doğduğu ortamdan? Teneke Trampet isminin çıkış noktası da çok ilginç. TT 1997’de kuruldu. Başta 3 kişiydik. Küçük kitap-kafelerde ve sokakta çalıyorduk. Amaç, tecimsellikten uzak, dürüst bir müzik paylaşımı yakalamaktı. Dinleyenlerden çok olumlu tepkiler alıyor, ama polis ve zabıta tarafından sık sık kovuşturmaya uğruyorduk. Bizi bazen dilencilikle, bazen de 5 yıldızlı otellere “haksız rekabet etmekle” (!) suçladılar. Ama bizi dinleyenler hep bize sahip çıktı. TT ismini Nobel edebiyat ödülü sahibi Alman yazar Günther Grass’ın aynı adlı romanından esinlenerek verdik gruba. Bu romanda Oskar adındaki 4 yaşındaki bir çocuk Avrupa’yı ve dünyayı saran faşizm hastalığına tepki olarak büyümeyi reddeder ve ne zamanki sesini yükseltmesi gereken bir olay olursa eline aldığı teneke trampetini çalarak inanılmaz tiz tonlarda bağırır. Bu bağırmalar o kadar felakettir ki etrafta cam çerçeve ne varsa hepsi iner aşağıya. İşte bizler de 80lerin Türkiye’sinde büyümüş gençler olarak ülkemizde yolunda gitmeyen, insanı çileden çıkartan ne varsa onların karşısına dikilip – hayır, güzel bir sesle, güzel bir müzikle değil – avaz avaz, Oskar gibi camı çerçeveyi indirircesine şarkı söylemek istediğimiz için bu ismi vermiştik grubumuza. Protest müzik yapacaktık yani ağırlıklı olarak. Grupta elbette ki değişiklikler oldu. Sonuçta 10 seneyi aşkın bir süredir varolan bir grup bu. İki kere basçımız değişti. Bir kadın vokalistimiz ve perküsyoncumuz vardı. Yurtdışına gittiği için ayrıldı. Bunun dışında akordeoncu, çellocu, kemancı misafir müzisyen arkadaşlarımızla da çalıştık ara ara. Sonra gruba bir klavyeci ve bir tonmayster katıldı. Tek değişmeyen elemanlar grubun çekirdek kadrosu ve davulcumuz. Şu anki kadromuzdan çok memnunuz ama. Oldukça oturmuş gözüküyor. Kendinizi hangi müzik türüne koyuyorsunuz? Daha doğrusu biz bu türü yapıyoruz dediğiniz bir tür var mı? Çünkü şarkılarınız bir kalıba da girecek gibi değil. Genel anlamda rock diyebiliriz ama bir çok rock öğesi var, bir tür içine sokmak da zor. Sorulduğunda bazen alternatif rock, bazen folk rock diyoruz. Ama rock, blues, caz gibi müzik türlerine yakın olduğumuz bir gerçek. Bir de çoğunlukla Türkçe sözlü protest müzik yapmayı tercih ettiğimizi ekleyebiliriz buna. Zaman zaman müzikal olarak Türk öğeleri de girebiliyor bazı şarkılarımızın içine. Bunu ancak şarkı içeriğini desteklemek için yaptığımız oluyor. Örneğin bir Anadolu trajedisi olan 1939’daki Erzincan depremini anlatırken Türk motifleri kullanıyoruz. Demo çalışmalarınız var, çalışma zamanlarınızdan bahseder misiniz? Demo çalışmamızı bitirdik. Adı “Ölü Çiçekleri Sulamanın Faydaları”. Bu, 3 şarkılık konu bütünlüğü olan bir çalışma. Her bir şarkımıza biz bir “ölü çiçek” diyoruz. “Savaş” şarkımızda tüm savaş uğruna ölenleri, “Çığlık” ‘ta ve “Ölü Çiçekler” de ise 10 yıl arayla politik cinayetlere kurban giden gazetecilerimiz Metin Göktepe ve Hrant Dink’i anıyoruz. Ama tabii bu yaptığımız sadece bir anma değil, aynı zamanda da bir fikir mücadelesi verirken öldürülen insanların peşinden sürükledikleri başka insanlarla aslında bir anlamda ölmediklerini, yaşamaya devam ettiklerini hatırlatan bir çalışma. O yüzden bu ölü çiçek benzetmesini kullanıyor ve “ölü çiçekler bir gün dirilirler” diyoruz son şarkıda da. Aslında “girdik, 1 ayda demoyu bitirdik” dersek, bu demonun ortaya çıkışını hazırlayan onca emeğe haksızlık etmiş oluruz. Bu 3 şarkının hepsi de 10 sene önce yazılmış şarkılar. Dünyayı ve ülkemizi sarsan dramlar üzerine çıktı ilk iki şarkı. Üçüncü de Hrant Dink cinayetiyle dramını bulmuş oldu. Böyle bakıldığında bu demoyu çıkartmak 10 seneyi aşkın bir zamanda çektiğimiz kahra, gözyaşına ve iç burkulmalarımıza da mal oldu diyebiliriz. Her ne kadar müzik yazmayı ve yapmayı sevsek ve bunları yaparken mutlu olsak da, bu 3 şarkıyı yazmamıza keşke mahal veren hiçbir olay olmasaydı da dünyada, hiçbirini yazamasaydık dediğimiz oluyor bazen. Albüm çalışmaları? Reddettiğiniz bir plak şirketi vardı. Albüm çıkartmak bizim için halen gerçekleştirmeyi istediğimiz güzel bir düş. Gerçekleşeceğine de inanıyoruz ama. Reddettiğimiz plak şirketine gelince, reddedişimizin şirketle bir ilgisi yoktu aslında. Zamanının en alternatif müziklerini müziğimize kazandıran Ada Müzik’ten gelmişti bu teklif 10 sene kadar önce. Fakat grup üyelerinin tamamı yurtdışında öğrenimine devam etmek zorunda olduğu için bu çalışmaya o an girememiştik. Bugün Ada Müzik artık yok. Olsaydı ve bize gene bir teklif getirseydi, hiç tereddüt etmeden kabul ederdik. Biz de Ada Müzik tarzında ve tavrında bir plak şirketinden bir teklif gelmesini bekliyoruz. İkinci aranızın nedeni neydi? İlki eğitimdi, zaten plak şirketi reddetme nedeniniz de buydu. İkinci ara, grup üyelerinin tamamının (gene öğrenim amaçlı olarak) ayrı coğrafyalara düşmeleriyle doğal olarak ortaya çıkmış oldu. Grubun çekirdek kadrosundaki anlaşmazlıklardan hiç biri beraber müzik yapma isteğini ya da inancını kıracak kadar büyük olmadı neyse ki.. Hep tekrar bir araya geldiğimizde grubu yeniden canlandıracağımızı konuşup duruyorduk. Nitekim öyle de oldu. Sahneye çıktığınız festivallerden bahseder misiniz? (nerelerde sahneye çıktınız, çıkıyorsunuz, çıkmayı istediğiniz yerlerden de bahsedebilirsiniz.) Bir çok yerde sahneye çıktık. Bizim için sokaklar da sahne olduğu için onları da saymamız gerekir herhalde. Tahminimizce 200’e yakın sokak konserimiz olmuştur toplamda. Bunun dışında Kadıköy’deki ve Hisarüstü’ndeki kitap-kafelerde, sonradan Kadıköy Gitar Cafe, Taksim Joker, Taksim Gitar,Taksim Gemi ve Ankara Baraka Rock Bar gibi müzik mekanlarında çaldık ve halen de çalıyoruz. Bunun dışında BarışaRock, Rock-A, İTÜ Rock Fest, İTÜ Sporfest, Vosfest gibi festivallerde çaldık. En çok BarışaRock’u önemsiyoruz eylemsel niteliği sebebiyle. Zeytinli Rock, Anki Rock gibi başka festivallerde de çalmayı arzuluyoruz. Bir çok rock festivali yapılıyor Türkiye’nin her yanında. İstanbul dışına da çıkmak istiyoruz. Sadece batıdaki büyük şehirlerde değil, Antakya’da, Diyarbakır’da ya da Sakarya’da da çalmak isterdik. Rock’n Coke’da prensip olarak çalmamayı tercih ediyoruz. İlerde ayrıca müzik mekanlarındaki dinletilere de devam etmek istiyoruz, hem elektrikli hem de akustik olarak, örneğin Kadıköy Shaft, Taksim Peyote, PULP gibi mekanlarda da çalmayı arzu ediyoruz. Etkilendiğiniz grup & sanatçılar kimlerdi? Grubumuz kalabalık bir grup. Dolayısıyla herkesin etkilendiği müzikler var. Yani rock’n roll’dan, folk’tan tutun da taa elektronik müziğe, caz’a, hatta etnik müziğe kadar uzanan bir yelpaze çıkıyor karşımıza. Yani Beatles var bunun içinde, Janis Joplin var, Tom Waits, Bob Dylan, Pete Seeger, The Doors, Jethro Tull, Dire Straits, Kurt Weill, David Bovie, Pink Floyd, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Leonard Cohen, Sting, Bulutsuzluk Özlemi, Kardeş Türküler, Ayşe Tütüncü… Daha sayalım mı..? J Ama tabii ortak paydalar da var. Olaylara karşı duruşunuzdan bahseder misiniz? Sizi bu pencereye sürükleyen olaylar neler idi? (burada demek istediğim, "biz özgürlükcü sola yakın hissederiz kendimizi" demenizden dolayı sordum.) Özgürlükçü sola yakınlığımız hiç bir ideolojinin dogmalaşmış, yani katılaşmış kısırlaşmış halinden hoşlanmamamızla ilgili. Biz insanların düşüncelerine, inançlarına saygılı, kimsenin hakimiyet ya da boyunduruk altında tutulmadığı, düşünce suçu gibi bir saçmalığın ve savaşların olmadığı, karşılıklı saygı ve hoşgörüye dayalı bir yaşam ve dünya istiyoruz ve bunun olabileceğine inanıyoruz. Bunun savaşımını veriyoruz. Bizi duruşumuza yaklaştıran şeyler savaşlar, fikir suçları, etnik çatışmalar, ayrımcılık, ekolojik cinayetler, din baskısı, işçi sınıfının sömürülmesi, kapitalist düzendeki toplumsal adaletsizlikler vs. vs. Biz bu sorunlara cevabın özgürlükçü soldan gelebileceğini düşünüyoruz. Üniversite gençliği size ne ifade ediyor? Toplumun en eleştirel, en aktif olması gereken kesimini. Ama bir çoğunun apolitik ya da faşist/aşırı milliyetçi akımlara kapıldığını görerek endişe duyuyoruz. Bu gençlerin ülkelerini sevdiklerini düşünmüyoruz. Bilakis, bizim için ülkesini seven kişi, onu eleştiren, ülkesindeki aksaklıkları görmeye, göstermeye çalışan kişidir. Onları örtbas etmeye çalışan kişi değil. Bu tip gençler maalesef özgüven ve özeleştiriden yoksun bir halde “karaya ak”, yani gerçeğe yalan diyorlar. Son dinlediğiniz albümler nelerdi? Yukarıda adı geçen müzisyenlerin albümlerini dinliyoruz. Türkiye’de yapılan rock müziğini de takip etmeye çalışıyoruz. Çok isim vermeyelim, reklama girmesin… J Son okuduğunuz kitaplar? “2000’li Yıllarda Rock” ‘ ı okuyorum. Bunun dışında tiyatro eserleri okurum ben. Ben bir Afrika dili öğreniyorum. O dilde tiyatro eserleri okuyorum. Ama Karagöz Tiyatrosu’nu da inceliyorum. Şarkı yazarken, şarkılara belli bir mizanseni ya da dramatizasyonu oturturken önemli oluyor tiyatro okumuş olmak. Gruptan diğer arkadaşlarımın da politika, sosyoloji hakkında çok okuduklarını biliyorum. Barış şiir okur bolca, sadece yerli şairlerden değil, Walt Whitman da okur mesela. Bazen kendi sözlerine karıştırır kolaj yapar şarkı yazar. Ben bazen gazete okuduğum bir haberi dramaturjik bir çalışmadan sonra şarkılaştırırım. “Barışın Türküsü”, “Tek Yol Sendika” ya da “İşçilerin Sesleri” böyle şarkılar örneğin. Evet 2000’li Yıllarda Rock kitabını ben de okumayı planlıyorum. Geçenlerde karşıma çıkmıştı. Etnik ayrımcılık konusunda ne düşünüyorsunuz? Bizim ülkemiz gibi bir ülkenin başına gelebilecek herhalde en büyük musibetlerden biri olarak görüyoruz bu konuyu. Biz, bir arada yaşamak mümkün diyoruz barış içinde. Birbirimizin kültürüne, anadiline, inancına ve yaşama hakkına saygı duyarsak olabilir bu ancak. Etnik ayrımcılık yapanlar bizce en büyük vatan hainleridir. Bu güzel söyleşi için size teşekkür ederiz. Biz teşekkür ederiz size bu imkanı verdiğiniz için, barışla kalın… www.myspace.com/trampetteneke www.pafil.com/teneketrampet www.facebook.com/teneketrampet
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
Sponsor
Kısa İpuçlarıEn Son YorumlananlarEn Son Yorumlar
Linkler
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
© 2005-2007 Obi Tüm Hakları Saklıdır.
sohbet -
Chat odaları -
Netlog, Siberalem -
Netlog - chat -
chat -
Sohbet odaları -
Sohbet -
Forex -
Trade -
Forex Trade -
Marketing -
Trade Market -
car -
holiday -
car hire -
hire a car -
book a car -
travel -
travelling -
mesothelioma -
mesothelioma patient -
mesothelioma facts -
mesothelioma cancers -
mesothelioma article -
mesothelioma treatments -
mesothelioma memorial -
mesothelioma lung cancer-
adsense-
adwords-
seo-
arama motor-
arama motoru-
arama motorlar-
arama optimizasyon-
arama motorları optimizasyonu-
internet reklam-
para kazan-
arama motor kayıt-
arama motorlarına kayıt -
epilasyon -
lazer epilasyon -
dantel -
kadın günlüğü -
güzellik -
güzellik salonu -
solaryum -
estetik -
cilt bakım -
ağda -
botoks -
zayıflama -
masaj salonu -
epilasyon merkezleri -
kadın -
kadınca -
saç bakım
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||